Haber

Atlantic Council: 2026’da Küresel Ekonomiyi Şekillendirecek Beş Kritik Eğilim – Paraanaliz

Atlantic Council’a göre 2026’da küresel ekonomiyi yapay zekâ balonu, artan korumacılık, rekor borç seviyeleri ve dijital ödeme savaşları şekillendirecek. Piyasalar dirençli görünse de riskler giderek büyüyor.

“`html

Küresel Ekonomi

Atlantic Council: 2026’da Küresel Ekonomiyi Şekillendirecek Beş Önemli Trend

2025 yılında Donald Trump’ın öngörülemeyen politikaları küresel ekonomiyi birçok kez sallasa da, büyüme ivmesi direnç gösterdi. Yapay zeka yatırımlarında yaşanan büyük artış ve tarifelerin enflasyon üzerindeki sınırlı etkisi, olumsuz senaryoların bir ölçüde geçersiz olmasını sağladı. Ancak piyasaların günümüzde “dayanıklılık” olarak değerlendirdiği tablo, 2026’da ciddi riskleri gizleyen bir rahatlık hissine dönüşebilir.

  • 18 Ocak 2026

Atlantic Council: 2026'da Küresel Ekonomiyi Şekillendirecek Beş Önemli Trend

Özet:

2025 yılı içerisinde Donald Trump’ın beklenmedik politikaları, küresel ekonomiyi birkaç kez sarssa da büyüme direnç gösterdi. Yapay zeka yatırımlarındaki büyük artış ve tarifelerin enflasyon üzerindeki sınırlı etkisi, kıyamet senaryolarının bir kısmının geçersiz olmasına yol açtı. Bugünün “dayanıklı” şeklinde yorumlanan piyasa durumu, 2026’da ciddi riskleri gizleyen bir rahatlık hissine dönüşebilir.

Dayanıklılık mı, Başarısızlık mı?

2025’in sona yaklaşırken Wall Street’te hakim görüş, 2026’da S&P 500 endeksinin yeni zirveler göreceği yönündeydi. Yatırımcıların büyük bir kısmı, yapay zeka yatırımlarının hız kesmeyeceğine, merkez bankalarının faiz indirimlerini süreceğine ve ABD tarifelerinin ara seçim yılı nedeniyle yumuşayacağına inanıyor.

Ancak piyasalar şu an “dayanıklılık” ile “başarısızlık” arasında bir denge kuruyor olabilir. Gerçek tablo göz önüne alındığında, 2026 itibarıyla küresel ekonomi, birden fazla zorlu sorunla yüzleşme riski taşıyor: Gelişmiş ülkeler, son yüzyılın en yüksek borç seviyeleriyle karşı karşıya, korumacılığın artması ve mali disiplin arzusundaki eksiklik, ABD-Çin arasındaki hassas dengeleri zorlayabilir.

Atlantic Council’a göre, piyasaların göz ardı ettiği ama 2026’da belirleyici olacak beş temel eğilim su yüzüne çıkıyor.

1. Yapay Zeka Balonu ABD’nin Dışında mı?

2025 yılı boyunca Hong Kong borsasında işlem gören Çinli teknoloji hisseleri, tarihte eşi benzeri görülmemiş yükselişler gösterdi. Çinli yarı iletken üreticisi SMIC’in hisseleri, 2024’e göre Ekim ayında yüzde 200’e varan bir artış yaşadı. Bu durum, yapay zeka patlamasının artık gerçekten küresel bir olgu haline geldiğini göstermekte.

ABD’de muhtemel bir yapay zeka balonunun patlama riski sık sık dile getirilirken, Pekin bu durumu pek umursamıyor gibi görünüyor. Alibaba’nın önümüzdeki üç yıl için açıkladığı 52 milyar dolarlık yapay zeka yatırımı bunun en somut örneklerinden biri. Buna karşılık, OpenAI’den gelen tek bir projede, dört yılda 500 milyar dolarlık bir yatırım yapma planı düşünülünce, Çin’in yapay zekayı bütün bir ekonomiye entegre etme konusunda hâlâ yolunun uzun olduğu görülüyor.

2026 yılında ABD’de bir yapay zeka düzeltmesi yaşanması durumunda, Çin’in bu durumdan nispeten az etkilenmesi muhtemel. Bu, 2008 küresel finans krizinde Batılı bankaların zorluklar yaşadığı dönemde, Çin bankalarının daha sağlam kalması benzeri bir manzara yaratabilir.

2. Küresel Ticarette Yeni “Dans”: Tarifeler Artıyor

2026’da küresel ticaret düzeninin geleceği hakkında en kritik sinyaller ABD’den gelecektir. ABD, yarı iletken ekipmanları ve kritik mineral gibi stratejik alanlarda yeni “Section 232” tarifeleriyle ticaret engellerini artırmaya devam edecektir. Bu durum sürpriz değil.

Ama asıl soru, geri kalan büyük ekonomilerin bu duruma nasıl tepki vereceğidir. ABD’nin Çin’den yaptığı ithalat azalırken, Çin’in ucuz malları ASEAN ülkeleri ve Avrupa Birliği’ne yönlendirilecek. ASEAN ülkelerinde tedarik zincirleri iç içe geçmiş olduğundan, Çin mallarına yönelik ciddi bir engelleme beklenmiyor. Ancak Avrupa Birliği için durum daha karmaşık.

Atlantic Council’a göre, 2026’da Avrupa Birliği, Çin’den gelen ileri teknoloji üretim ürünleri ve ilaçlara karşı daha yüksek tarifeler uygulamak zorunda kalabilir. Aksi halde Avrupa sanayisinin korunması giderek zorlaşacaktır.

3. Borç İkilemi: Tahvilleri Kim Alacak?

2026’nın belki de en önemli sorusu şu: Kamu borcunu kim finanse edecek?

Küresel mali kriz ve pandemiden sonra merkez bankaları büyük kurtarıcı rolü üstlenerek kamu borçlarını bilanço altına aldı. Şimdi ise bu borçlar yavaş yavaş satılmaya başlanıyor. ABD Merkez Bankası ve İngiltere Merkez Bankası süreci yavaşlatma sinyalleri verirken, Japonya ve Avrupa Merkez Bankası bilanço küçültmeye devam etmekte kararlı.

Bu durumda alıcı kim olacak? Cevap oldukça net: Özel sektör.

Bu geçiş, Trump yönetiminin de istemediği bir biçimde uzun vadeli tahvil faizlerini yukarı itebilir. Sonuçta, konut kredilerinden şirket finansmanına kadar her şey, Fed faiz oranlarından ziyade tahvil getirilerine bağlı hale gelecektir.

4. Cüzdan Savaşları: Dijital Ödemelerde Yeni Cepheleşme

2026 ortalarına gelindiğinde G20 ülkelerinin yaklaşık dörtte üçü, tokenize edilmiş sınır ötesi ödeme sistemlerine geçmiş olacak. Bu sistemler, paranın dijital jetonlar üzerinden çok daha hızlı ve ucuz bir şekilde uluslararası transfer edilmesini sağlıyor. Çin ve Hindistan bu alanda öne çıkarken, Brezilya, Rusya ve Avustralya gibi ülkeler de benzer altyapılar geliştiriyor.

ABD ise G20 dönem başkanlığı sırasında ortak kurallar oluşturmaya çalışıyor. Ancak Atlantic Council’a göre bu durum, giderek 5G savaşlarına benziyor: Ortak bir sistem yerine, farklı para birimleri ve siyasi bloklara bağlı parçalı ağlar oluşturuluyor. Bu da doların küresel hakimiyetini uzun vadede zayıflatabilir.

5. Büyük Harcamalar, Büyük Riskler

Trump’ın tarifelerden elde edilecek gelirle Amerikalılara 2.000 dolarlık çek göndermeyi tartışması, Almanya’nın savunma harcamalarını artırma planları ve Çin’in sanayi politikaları, G20 genelinde 2026 için yeni teşvik dalgaları oluşturma açısından önemli adımlar. Ancak borç seviyeleri zaten rekor düzeyde. Birçok ülke, zor kararları 2027 sonrasına ertelemeyi tercih ediyor. Gelişen ülkeler, daha güçlü büyüme sayesinde bu yükü taşıyabilirken, gelişmiş ekonomiler için bu durum giderek kırılgan hale gelmekte.

Piyasalar Şimdilik Sakin, Ama…

Trump’ın Venezuela lideri Maduro’yu yakalatması gibi jeopolitik sarsıntılara rağmen piyasaların sakin kalması, yatırımcıların kısa vadeli haberleri filtreleyip büyümeye odaklandığını gösteriyor. 2025’te bu strateji işe yaradı. Ancak Atlantic Council’a göre 2026 aynı şekilde gitmeyebilir.

Atilla Yeşilada ve Güldem Atabay tarafından kaleme alınan özel raporlarımıza abone olmak ister misiniz? Raporlarımız kurumsal müşterilere yöneliktir. Abonelik ücretlidir. Koşulları öğrenmek için bize e-mail atın: [email protected]

“`